İnsülin direnci bozulmuş glukoz toleransı ve diyabetin gelişmesinde majör rol oynar. Obez bireylerde insülin direnci sık görülmektedir.
Tip 1 Diabetes mellitus (DM) esas olarak ?-hücre harabiyeti ve insülin eksikliği ile karakterize bir hastalıktır. Fakat Tip 1 DM’li hastalarda insülin direnci varlığı yapılan çalışmalarla gösterilmiştir.
İlk olarak 1982’de Tip 1 DM’li hastalarda insülin klemp tekniği kullanarak insülin direnci olduğu gösterilmiştir. Daha sonra yapılan başka çalışmalarda da Tip 1 DM hastalarında benzer kontrol gruplarına göre belirgin insülin direnci olduğu gösterilmiştir.
Bu hastalarda kronik hipergliseminin Tip 1 diyabetiklerde görülen insülin direncinden büyük ölçüde sorumlu olduğuna inanılmaktadır. Ratlarda hekzosamin yolunun aşırı uyarılması ve insülin reseptör substrat 1 (IRS 1)’de azalma gösterilmiştir. Ayrıca insülinin reseptöre bağlanma kinetiğindeki değişikliklerin de insülin direncinden sorumlu olduğu bildirilmiştir.
Kötü kontrollü hastalarda iskelet kası kan akımındaki azalma, insülinin uyardığı glukoz alım hızında azalma ve hepatik insülin direnci saptanmıştır.
Bunların yanında artmış kardiyovasküler risk faktörleri ve bel-kalça oranında artmanın insülin direncinin göstergeleri olduğu bildirilmiştir. Çocukluk çağındaki DM’li hastalarda ise puberte sırasındaki GH düzeylerinde normal adolesanlara oranla daha fazla bir artış ve “Insulin Like Growth Factor-1 (IGF-1)” düzeyindeki düşüş ile insülin duyarlılığında azalma olduğu düşünülmektedir.
Tedavide metformin ve glitazonlar ile ilgili faydalı oldukları yönünde yapılmış çalışmalar mevcuttur. Sonuç olarak insülin direncinin tanısı diyabet regülasyonuna pozitif yönde etkili olabilir.
Özellikle vücut kitle indeksi 30 ve üzerinde olan ve yüksek insülin ihtiyacı, hipertansiyon ve hiperkolesterolemi gibi insülin direnci belirteçlerinin bulunduğu Tip 1 DM’li hastalarda insülin direncine yönelik tedavi fayda sağlayabilir.